Engin Işık ve Deniz Mahir Kartal’dan TİYATROM’DA MUHTEŞEM BİR KONSER: “ENGİN DENİZ”

Hüseyin İşlek / Berlin

Deniz Mahir Kartal ve Engin Işık, 2 akademisyen, iki okullu müzisyen, 10 yılı aşkın müzik yaşantılarına sığdırdıkları çok çeşitli projelere şimdi bir yenisi eklediler. Engin ve Deniz, Tiyatrom’da ilk kez “Engin Deniz” başlıklı muhteşem bir konser akşamına imza attılar. Türk Halk Müziği’nin çok farklı ezgilerine, yeni lezzet ve yeni tad katmışlar. Biz de 90 dakika boyunca bu müzik ziyafetine doyamadık.

“Engin Deniz uzun yıllardır birlikte söylediğimiz türkülerin yeni düzenlemeleri ve elektronik alt yapılar kullanarak yeni seslere dönüşmüş halidir” diyor müziğin bu iki büyük ustası. Berlin’in elektronik müzik ağını dağarcıklarında, yüreklerinde getirdikleri melodilerle birleştirmeyi amaçlayan bu ikili, ince elenmiş, sık dokunmuş bir repertuarı Tiyatrom’da Berlinli müzikeverlerle buluşturdular.

Erdoğan Yarar’ın ses, sahne ve teknik düzenini üstlendiği konserin iki genç ustası, hani “On parmağında on marifet var” derler ya, işte öyle iki müzisyen. Engin Işık ve Deniz Mahir Kartal 15 yıl önce eğitim gördükleri İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musıkîsi Devlet Konservatuarı’nda tanışmışlar. 2006 yılında “Yediçeşni” grubunu kurarak 10 kişiden oluşan bir orkestra ile başta İstanbul ve Tekirdağ olmak üzere Türkiye’nin bir çok şehrinde sayısız konser vermişler. Engin ve Deniz müzik yaşantılarını 2013 yılından bu yana Berlin’de sürdürüyorlar.

Tiyatrom’daki konserde yaklaşık 90 dakika sahnede kalan Deniz Mahir Kartal ve Engin Işık’ın program boyunca çalmadıkları saz kalmadı hemen hemen. Nefesli, vurmalı, telli olmak üzere sahnede onun üzerinde enstrümana can veren bu iki genç müzisyen onca sazın arasına 14 de eser sığdırdılar sazları ve sesleriyle. Anadolu’nun o bizleri duygulandıran, kâh hüzünlendiren, kâh neşelendiren türkülerini çalarlarken, bizlere “Güzel ne güzel olmuşsun”, “Evlerinin önü Mersin”, “Can ü dilden”, “Ötüyor bülbüller”, “Şemsiyemin ucu kare”, “Cevizin yaprağı dal arasında”, “Başımda altın tacım”, “Bir çaput bağladım”, “Mastika” gibi türküleri söylediler, kâh solo, kâh düet yaparak.

Hele hele bir de Hacı Bektâş-ı Veli’nin sözlerinden bestelenen “Hararet nardadır, sacda değildir. Keramet baştadır, tacda değildir. Her ne ararsan kendinde ara, Kudüs’te, Mekke’de Hac’da değildir“ ve Seyid Nesimi’nin sözlerinin bestesi ve bize en çok Ali Ekber Çiçek tarafından sevdirilen “Haydar, Haydar” adlı eseri icra ettiler ki anlatılmaz. Ben büyük keyif aldım. Umarım konseri izleyenler de aynı keyfi almışlardır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*